Okul Notları Yaşam Başarısını Garantilemiyor’

Hızla gelişen teknoloji, sınav odaklı eğitim sistemi ve daha birçok nedenle anne ve babalar, bebeklikten itibaren çocukları için birçok plan yapıp, hedefler koyuyor. Onların akademik ve sosyal becerilerinin en üst düzeyde gelişmesi için çaba harcıyorlar. Ancak bunları gerçekleştirmek için izlenen yol bazen istenen sonucu vermiyor ve çocuklar kurstan kursa, dersten derse koşturulup hem anne-baba (daha çok anne) hem de çocuk yıpranıyor. Peki bu denge nasıl kurulmalı, aileler çocuklarına nasıl davranmalı? gibi sorulara Psikolog Fatma Torun Reid cevap verdi:

ÇOCUĞUN YETENEKLERİ GÖZ ARDI EDİLEBİLİYOR

Varlıklı veya dar gelirli her kesimden anne baba, çocukları için hedefler koyuyor ve bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunu yaparken bazen çocuğun kendi yetenek ve becerilerini göz ardı edilebiliyorlar. Sosyoekonomik açıdan iyi durumdaki ailelerin çocukları daha çok ‘proje’ çocuk. Okuma alışkanlığı gelişmemiş, hep birilerinin eğlendirdiği ve arkasını topladığı çocuk yalnız olduğunda sıkılıyor. Küçük yaşta çok fazla şeye sahip olmanın dezavantajlardan biri de bu. Ekonomik açıdan zorlanan veya bilinçli olarak bu yarışa girmeyen ailelerin çocuklarının daha çok sorumluluk duygusunu geliştirme, daha çok mal kıymeti bilme ve sıkılmak yerine daha çok kendi yaratıcılıklarını keşfetme şansı var.

MUTLULUK BİR HEDEF OLMAMALI

Çocuklarımızın başarılı, mutlu, özgüveni yüksek, yardımsever, paylaşımcı, çevresine duyarlı, sorumluluk sahibi, sağlam değerlere sahip insanlar olmalarını istiyoruz. İlk akla gelen başarılı ve mutlu olmaları. Mutluluk bir hedef olmamalı, yan kazanım olmalı. Kişi yetenekleri ölçüsünde kendini geliştirir, yapıcı ve üretken olursa, bulunduğu ortamdan, yaptığı işten zevk alır, ilişkilerinde huzuru yakalarsa mutlu da olur.

AİLE KADAR OKUL DA ÖNEMLİ

Başarı, performansı vurgulayan ve özgüveni pekiştiren bir olgu. Ne var ki sadece notlara bağlı başarı ileride yaşam başarısını garantilemiyor. Üniversite mezunu biri bir konu üzerinde tartışırken kendini kaybedebiliyor veya sosyal ortamda kendini ifade edemiyorsa duygusal veya sosyal bakımdan yetersizlik yaşar. Ayrıca, yapılan araştırmalar sosyal ve duygusal gelişimin ders başarısını olumlu etkilediğini gösteriyor. Burada aile kadar okulların önemi ortaya çıkıyor. Çocuklar sosyalleşmeyi, başkasının hakkına saygı göstermeyi, toplu yaşam içinde sorumluluk almayı, birlikte öğrenmeyi, oynamayı okulda öğreniyor. Anaokulundan başlayan, orta ve lisede yaşam becerilerini pekiştiren bir süreç bu.

Çocuk beklemeyi öğrenmeli

Sosyo-ekonomik açıdan iyi durumda olan ailelerin çocukları sağlık ve eğitim açısından daha avantajlı olsalar da, aşırı programlanma ve her istediğinin fazlasıyla verilmiş olmasından dolayı mutsuz ve sıkıntılılar. Dersten başka sorumluluğu olmayan, aşırı ilgi gören çocuk yaratıcılık gibi kendi öz kaynaklarını kullanmakta zorlanır, sıkılmayı öğrenir. Çocukların yaşına göre beklemeyi öğrenmesi çok önemli bir kazanım. 2,5 yaşında yere yatıp tepindiğinde istediği verilirse hep tepinir. Anne-babanın sakin ve tutarlı tavır koyabilmesi anne-babalığın bu konudaki ilk sınavı.

Yasak yerine sınır koymayı deneyin

Çocuğa doğru davranışları öğretmenin yolları da var. Önce, çocuğun çevresindeki yetişkinler, özellikle anne-baba ve öğretmen olumlu model olmalı. Bunun dışında, fırsat verilirse, çocuğun duygularını sağlıklı ifade edebilmeyi, düşünebilmeyi ve davranışlarından sorumluluk almayı öğrenebilmesi gerekiyor. Yasak yerine sınır koyulmalı, uzun öğüt ve açıklamalar yerine olumlu gelişmeler desteklenmeli. Bu öğreti sevgiyle, sabırla, çocuğun yaşına dönük beklenti ile yapıldığında kişilik özellikleri olarak kalıcı olur.

Ceza ya da rüşvet işe yaramıyor

Ceza veya rüşvet (yani hak edilmeyen, önceden verilen ödül) yerine olumlu davranışı ve gayreti görmek en etkili yaklaşım. Öğrencilik yıllarında verilmiş veya verilecek hakların geçici olarak geri alınması gibi mahrumiyete dayalı ceza bazen etkili olabilir. Yapılan yanlışla orantılı ve anlamlı olmayan ceza, aşağılama, şiddet uygulama gibi sert tepkiler, kinlenmeye, içe kapanmaya, antisosyal davranışlara yol açar. Çocuğunu rüşvetle motive etmeye çalışan anne baba ise tembelliği ve sorumsuzluğu Tıpkı çocuğun sevgisini kaybetmemek için tekrarlanan hataları görmezlikten gelen aşırı hoşgörülü anne baba gibi, meşru otoritesini Çocuğun ise sosyal farkındalığı gelişmez.

Fatma Torun Reid, Sosyal-Duygusal Öğrenme modelinden yola çıkarak çocuklara kazandırılması gereken 5 beceriyi şöyle sıralıyor:

Çocukların kazanması gereken 5 beceri

1- Kendini bilmek: Kendinin farkında olmak. Bir ömür sürecinde olgunlaşan bir farkındalık bu. Kişinin duygu ve düşüncelerinin ve davranışlarına olan etkisinin farkında olması, özgüven ve pozitif bakış açısına sahip olması, güçlü ve olumlu yönleri kadar onun sınırlarını, hassas yönlerini bilmesi.

2-Kendini idare edebilmek: Hem hissedip hem düşünebilmek, dürtülerini kontrol edebilmek, yeni durumlara adapte olabilmek, stresle baş edebilmek, kendini motive edebilmek, hedef

3-Sosyal farkındalık: Empati kurabilmek, farklılıklara saygı göstermek, farklı kültürlerin düşünce ve değerlerine saygı duymak, sosyal muhakeme geliştirmiş olmak.

4-İlişkisel beceriler: Değişik kişi ve gruplarla iletişim kurabilmek, net konuşabilmek, iyi dinleyebilmek, uzlaşabilmek, işbirliği yapabilmek, kendine ters düşen grup ve sosyal baskı karşısında kendini koruyabilmek.

5-Sorumluluk içeren karar alma becerisi: Sebep-sonuç ilişkisinde aldığı kararlarda sorumluluk üstlenebilmek, kararlarda kendini korumak kadar başkalarının da sağlık ve haklarını düşünebilmek.

Leave a Reply