‘Okulların 5 Aralık’ta açılacağına inanmıyorum’

Bakan Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Çelik, Başbakan Erdoğan'ın sağlık durumu ile ilgili bir soru üzerine, "Sayın Başbakanımızın sağlık durumu gayet iyi. Allah'a şükür endişe edilecek bir durum kesinlikle söz konusu değil. Şu anda İstanbul'da evinde dinleniyor. En kısa zamanda da işinin başına döneceğine, hem parti genel başkanlığı hem başbakanlıktaki işlerinin başına döneceğine, ülkenin yönetimine tekrar döneceğine inanıyoruz. Başbakan biliyorsunuz rahat durmaz, bu halinde bile orada da birçok devlet millet işiyle ilgilendiğine emin olabilirsiniz. Sayın Başbakanın sürekli çalışan, memleketle haşır neşir olan, memleketin derdiyle dertlenen bir yapısı vardır. Ama bir an önce sağlığına kavuşmasını ben de diliyorum. Ben doktor olmadığım için size tıbbi detaylar verecek değilim. Ama bu aniden olan bir şey değil, önceden planlanmış bir tedavidir. Bunu bilmenizi isterim" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Dersim olayları ile ilgili bir Tarih Komisyonu kurulması teklifinin hatırlatılması üzerine ise Çelik, şöyle konuştu:

"Tarihimizde birçok olay var. Sadece cumhuriyet dönemiyle sınırlı değil, daha ötelere, 31 Mart'tan bu yana, belki 2. Meşrutiyet döneminden bu yana daha ötelere gidebilirsiniz, olan bazı şeyler var. Geçmişimiz bugünümüzü de etkiliyor. Çünkü insanların bireysel hatıraları olduğu gibi, milletlerin de tarihleri vardır. Bunlar acı olabilir, tatlı olabilir. Acı olan hatıralara acı demek kötü bir şey değil. Ama o hatıralar geride kaldığı için, bugün o hatalara tekrar düşmememiz gerekiyor. Bugünümüz bizim gerçekliğimizdir ve yarınlar bizim hayallerimizdir."

"ARINMA İÇİNE GİRELİM"

Geçmişi olmayanın geleceğinin de olmayacağını ifade eden Çelik, "Üniversitelerimizde onlarca tarih bölümü var. Sayın Başbakan hatırlarsanız Ermeni meselesinde de çok iddialı konuştu. Ermenistan Devlet Başkanına, 'bizim arşivlerimiz sonuna kadar açık, siz de açın, bilim komisyonu bunu incelesin ve bütün dünya bunu görsün' dedi. Biz bu konuda sıkıntısı olan bir hükümet değiliz. Bizim anlayışımız şeffaflıktan yanadır. Bir hata varsa o hayata da hata deriz. Sayın Başbakan 2005'te bakın PKK'dan değil, ama geçmişte Kürt vatandaşlarımıza yapılan haksızlıklardan, ret, inkar, imha ve asimilasyon politikalarından dolayı da özür diledi. 2005'teki bu özür dilemeyi bazıları kaçırmış olabilir. Bu erdemdir arkadaşlar. Dolayısıyla gelin, ne var ne yok şöyle bir arınma içine girelim. Yarınlarımızı sağlam kurabilmemiz için, geçmişimizle hesaplaşmamız ama geçmişimizle hesaplaşırken, kinleri nefretleri acıları kaşıyarak değil, aksine yapılan yanlışları yanlış olarak tespit edip bur daha bu yanlışa düşmeden yolumuza devam edebiliriz. Bu olabilecek bir şeydir" diye konuştu.

"ŞİKE NETAMELİ BİR KONUDUR"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tüm partilerin uzlaşması ile çıkartılar ve şike cezalarını düşüren yasayı geri göndermesi ile ilgili bir soru üzerine, "Bu şike meselesi netameli bir konudur. Çok tatsız bir konudur. Sayın Cumhurbaşkanımız tabi hükümetin de meclisin de noteri değil. Devletin başındaki insandır. Elbette uzmanlara inceleterek ve kendi vicdani kanaatini oluşturarak buna imza atacağını veya atmayacağını ortaya koyacaktır. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanının bunu inceletmesini anormal bulmuyoruz. Nitekim her kanun için Sayın Cumhurbaşkanına verilmiş 15 günlük bir süre vardır. Bu da bunun içindir. Bunda bir tuhaflık, anormallik bulmuyorum. Sayın Cumhurbaşkanının bu konuda en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Sayın Gül'ün bu manadaki ferasetine, basiretine inanıyorum" diye konuştu.

"TÜM KONTEYNIRLAR ARALIK SONUNA KADAR VAN'DA OLACAK"

Van'daki depremzedelere gönderilecek konteynırların kısa sürede gidebilmesi için yeni bir planlamaya ihtiyaç olup olmadığının sorulması üzerine ise Çelik, Aralık sonuna kadar konteynır sevkıyatının biteceğini bildirdi. Van'daki son yangınla ilgili durumun sorulması üzerine de Çelik, yanan deponun Van'daki 5 büyük depodan birisi olduğunu ve bu deponun 7 bölümünden 3'ünde yangının etkili olduğunu söyledi. Çelik, "Sanki Van'a giden her şey yanddavidir. Bunu bilmenizi isterim" dedı gibi bir algı doğru değil. O bölümde çocuk bezi ve tuvalet kağıdı var. Bir de ikinci el eşya var. Yani çok vahim bir durum yok" dedi.

"VAN'DA OKULLARIN 5 ARALIK'TA AÇILACAĞINA İNANMIYORUM"

Çelik, Van'da okulların 5 Aralık'ta açılıp açılmayacağının sorulması üzerine ise, 5 büyüklüğünde son depremin çok şiddetli hissedildiğini ve tam psikoloji düzelmeye başlarken bu durumu bir kez daha alt üst ettiğini söyledi. Çelik, "Ben 5 Aralık'ta okulların açılacağına inanmıyorum Belki fiziki alt yapıda eksikler giderilebilir ama psikolojik olarak okulların açılabileceğine inanmıyorum Ama kararı hükümet verecek. Milli Eğitim Bakanımızın kısa sürede Van'a gideceğini ve Van'a bir açıklama yapacağını biliyorum" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin Dersim olaylarını 'katliam değil, isyan' olarak nitelendirdiğinin anımsatılması üzerine, "Sayın Bahçeli'nin meselelere bakışı ile bizim bakışımız arasındaki fark seradan süreyyaya kadar bir mesafeyi ifade ediyor. Yani biz kesinlikle Sayın Bahçeli ile ve onun temsil ettiği zihniyetle aynı şeyleri düşünmüyoruz. İster isyan deyin, ister başkaldırı deyin, ne derseniz deyin, bu sizin insanlık dışı muamelelerle çocukları, kadınları, beli bükülmüş ihtiyarları katletmenizi gerektirmez. Bu yapıldığı zaman bunu kim yaparsa yapsın buna da 'eyvallah' denmez, 'iyi oldu' denmez. Bu sadece lanetlenir" diye konuştu.

Bahçeli'nin, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın isminin değiştirilmesiyle ilgili tepkisini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de Çelik, isimlerle ilgili olarak da Türkiye'de yapılması gereken başka şeyler olduğunu söyledi. Mustafa Muğlalı isminin çok kötü bir çağrışım yaptığını ve bu ismin değiştirilmesinin hayırlı olduğunu belirten Çelik, yakın dönemde en yoğun şekilde gündeme getiren siyasetçilerden birinin de kendisi olduğunu söyledi.

"BEN MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLSAM, 'TEĞMEN KALMAZ' İSMİ KALMAZDI"

Ankara Gazi Osman Paşa semtindeki Teğmen Kalmaz İlköğretim Okulu'nun ismini aldığı Teğmen Kalmaz'ın, yakın dönemde şehit olmuş bir asker zannettiğini anlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Meğerse hiç alakası yok, Teğmen Kalmaz 60 darbesini yapan çetenin emrinde bir teğmen ve postaneyi basarken, bir jandarmanın silahından çıkan kurşunla ölmüş olan birisi. Eğer ben bunu bakanlığım döneminde bilseydim, bunu tespit etseydim, Teğmen Kalmaz'ın adı orada kalmazdı. Bu isim oradan çoktan uçup giderdi. Devletin özründen söz ediyoruz. 60 darbesini yapanlar herhalde devlet erkini kullandılar. Biliyorsunuz 61 Anayasası'nı bunlar hazırladılar. Hepimiz çocuklumuzda hürriyet ve anayasa bayramı diye 27 Mayıs'ı bayram olarak kutladık, bize kutlattılar. 27 Mayıs'ta Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan bigünah olarak, haksız yere idam edildiler. Ne oldu sonra? Devlet gitti onların naaşlarını aldı ve devlet töreniyle anıt mezara defnetti. Yani devlet onlardan, onların ailelerinden özür diledi. Eğer Teğmen Kalmaz bugün olsaydı Balyoz Bakın Balyoz bir darbe teşebbüsüdür. Teğmen Kalmaz darbenin önemli bir unsurudur. Onun isminin orada olması beni de rahatsız eder, kamu vicdanını da rahatsız eder,
Adnan Menderes'in de ruhunu azaba sokar. Bu ve benzeri Türkiye'de çok isim var. Peki 'niye kaşıyorsunuz kardeşim?' diyeceksin'vidir. Bunu bilmenizi isterim" dediz. Mesele bu değil. Biz ileri demokrasi olacak mıyız? Biz gerçekten çağdaş bir hukuk devleti olacak mıyız? Bunun tadını çıkaracak mıyız? Eğer böyle bir iddiamız varsa ki var, o zaman tarihimizdeki bütün bu pasları, kirleri temizlemek durumundayız. Mesela Milli Birlik Komitesi üyelerinin isimlerinin hiçbir yerde kalmaması lazım, 12 Eylülcülerin isimlerinin kalmaması lazım. 28 Şubatçıların isimlerinin kalmaması lazım. 27 Nisan bildirisini yayınlayanların kalmaması lazım. Çünkü bu millet bunu hak etmiyor. Biz muz cumhuriyeti falan değiliz. Hem bunları yapacaksınız hem de kamu adına sizin isminiz bir yerlere verilecek. Bu kabul edilemez."

iha

Leave a Reply